Wednesday, September 28, 2011

Artik bu blogu biraz gezi tozu yaptigim mekanlarin tanitimi icin kullanmaya karar verdim.

Oncelikle geceleri aslinda cok da cikmayan biri olarak cikmisken eglenmeyi elbette cok arzuluyorum. Ama ne care, gittigim yerler bu anlamda yeteri kadar tatminkar olmuyorlar.
Simdi, 3 haftalik tarihceye sahip gece hayatimdan, bazi notlar aktaracagim.

X-Large:
Burasi gay'lerin daha cok tercih ettigi bir bar olmakla beraber, herkesin eglenebilecegini dusundugum gercekten kaliteli bir mekan. Onzelikle, dekor, havalandirma cok basarili. Asla tikis tikislik hissi yaratmiyor. DJ cok basarili, club agirlikli calarken, araya serpistirdigi Turkce poplarla gercekten costuruyor da costuruyor. Arada yapilan sahne show'lari da eglencenin dozunu artirmakta buyuk rol oynuyor, kisacasi gezdim, gordum, eglendim, gene giderim, bir sonraki hafta gittim de nitekim.

Faces:
Burasi kucuk bir yer, lokasyon guzel, Asamali'da...Ancak, biraz ufak mekan. Muzikler fazla latin agirlikli ve biraz klise acikcasi. Cok eglendigimi soyleyemem. Ama apple mojito'su guzeldi, tavsiye ederim.

Eeelence:
Bu muymus Allahaskina diyerek vakit gecirdigim, neden boylesine tuttuguna hic mi hic anlam veremedigim, hani salonun biraz daha uzun olsa ayni ortami konujlarima ben de sunardim dedigim bir yer oldu burasi. Muzik sirf turkce Pop, hadi bundan gectim 5 yil evvelinin Turkce poplari. Hani biraz daha eski olsa, 90lar turkce Pop gecesi der avunursun, ama neydi o parcalar ya....Icerisi, belediye otobusu gibi de kalabalik ayrica.

Labels: , ,

Thursday, April 27, 2006

Hani internet ve e-mail hadisesinin ilk kullanilmaya baslandigi zamanlarda bir suru duygu yuklu/sevgi kelebegi/mesaj kaygili hikaye dolanir dururdu ya etrafta...Onlara bayilirdim iste, ama gulmekten:)) Ne yazik ki artik eskisi kadar yogun gelmiyor boyle mailler...Hatta cok oykunup yazmisligim da vardir, buyrun okuyunuz.....

DOSTLUGUN BIZ SEVGISIYLE
Genc kadin acele icinde evden cikti, kosar adimlarla arabasina bindi ve ise dogru yola koyuldu. Ise geldiginde her zamanki mesai arkadasi Lisa'nin ona icten gulumseyisini gordu, karsilik verdi. Bir onceki aksam neler yaptiklarindan bahsedip, gulustukten sonra calismaya basladilar. 6 yildir ayni sirkette satis sorumlusu olarak calisiyorlardi. Aralarinda rekabetten cok karsilikli destege dayali saglam bir dostluk vardi. en kotu gunlerinipaylasmislar, en mutlu anlarinin neredeyse buyuk bolumunu birlikte gecirmislerdi. Andrea hasta olunca Lisa basucunda sabahlamis, Lisa'nin bacagi kirilinca ise Andrea onu her gun ise getirip goturmustu.
Yogun gecen bir ogleden once mesaisinin ardindan ogle yemegi icin, her zaman yaptiklari gibi, sirketin kafeteryasina gittiler. Acik bufeden yemeklerinisecerlerken, son kalan lahana dolmasini Lisa, Andera'nin tam o tabagi almak icinuzandigi anda buyuk bir ceviklikle kapti ve hicbir sey olmamis gibi bos bir masaya gitti oturdu. Andrea sokta idi, Lisa bunu ona nasil yapardi, anlam veremedi. Uzunca bir sure 'Yanlis anlamis olabilir miyim?' diye kendini sorguladi. Hayir,hersey apacik ortada idi. Tum kalbiyle guvendigi can dostu, bir lahana dolmasini esirgemisti ondan. Ustelik de hic aciklama yapmadan.
Yemegini renk vermemeye calisarak guclukle tamamladi. Yukari ciktiklarindahemen islere gomdu kendini, tek kelime etmek istemedi Lisa'ya, cunku cok kirilmisti. Cit cikarmadan, kafasi karisik bir sekilde calismaya devam etti,ta ki Lisa'ya gelen telefona kadar...Lisa fisiltiyla konusuyordu. Ama genede birkac seyi duyup anlamak hic zor olmadi Andrea icin.
'Dikkat ediyorum Bayan Thomas, bugun az kalsin yemesine neden olacaktim, ama neyseki son andaki bir hamleyle tabagi kendi tepsime almayi basardim. Lahana dolmasi ile nukseden bir hastaligi oldugunu bilmek onu bu kadar urkutecekse ben bu sekilde durumu idare edebiliyorum hic merak etmeyin Bayan Thomas' diyordu Lisa telefonda.
Andrea Thomas, annesinin aradigini cok cabuk kavradi. Bir hastaligi oldugunu ogrendi ama bu sanildigi gibi onu hic uzmedi. Cunku dostu, yanlis anlasilma pahasina da olsa onu korumak adina ona anlamsiz gelen seyi yapmisti ve sukurler olsun ki, o hala eski Lisa'ydi.Gozleri dolu bir halde dondu ve ona gulumsedi.
Bazen dostlarimizin bizim icin yaptiklari onlara karsi kotu hissetmemize neden olur. Oysa ki gercek dostlarimiz bizler icin, biz onlar icin variz. Bize garip ya da yanlis gelen davranislarinin altinda sakli olan neden aslinda bizim iyiligimiz icin olabilir....Onemli dostluklar cok zor kazaniliyor.

Wednesday, January 25, 2006








Eski fotoğraflar beni hep çok hislendirmistir. Siyah-beyaz olmalari, üstüne biraz da sararmış olmaları tercih sebebi:) Bu yüzden, özellikle de çocukluk fotolarına oldum olası bayılmışımdır. İşte size yakın arkadaşlarımdan toparladığım bir buket...Nasıl da şekerler, öyle diil mi?

Friday, December 16, 2005

GEORGE COSTANZA'DAN INCILER:)

G : "I don't want hope. Hope is killing me. My dream is to become hopeless. When you're hopeless you don't care. And when youcare, that indifference makes you attractive."
J : "So, hopelessness is the key?"
G : "It's my only hope."

"Why can't I have a heart attack? I'm allowed!"- George, in "The Heart Attack"

"My father didn't pay for parking, my mother, my brother, nobody. It's like going to a prostitute. Why should I pay for it? If I apply myself, maybe I can get it for free."- George, in "The Parking Spot"

G : "I'm better with the mothers than I am with the daughters."
J : "Maybe you should date the mothers."
G : "If I could talk to the mothers and have sex with the daughters, then I'd really have something going."- George and Jerry, in "The Gymnast"

"Y'know, the funny thing is, somehow I find her more appealing now... It's like if I knew she was a lesbian when we went out, I never would've broken up with her."- George, finding out that his former girlfriend is a lesbian, in "TheSmelly Car"


"I always get the feeling that when lesbians look at me, they're thinking, '*That's* why I'm not a heterosexual.'"- George, in "The Subway"

"Toasting makes me uncomfortable. But toast I love. Never start the day without a good piece of toast. In fact, let's toast to toast."- George, trying to be witty, in "The Visa"


George Costanza. Her bir bolumunu defalarca izleyip, hala doyamadigim Seinfeld'in en sevdigim karakteri.
Takintili halleri, saman alevi ofkesi, sacma mantiklari, cikarci ve yalanci yani, birden yukselen ses tonu ile cok komik/renkli bir karakterdir Costanza...Dizinin ilk bolumlerinde birazcik saci varken, giderek kellesmesine tanik oluruz George Costanza'nin bolumler ilerledikce.
Bir ara nisanlanir, cok da pismanlik duyar ama nisanlisinin davetiye zarflarini yalarken zehirlenerek olmesi onu rahatlatir neticede. Hele nisanlisinin ailesi ile olan diyaloglari evlere senliktir.
Zaman zaman yeni karsilastigi insanlara, kendini mimar Art Vandelay olarak tanitir. Mimar olmak icinde ukte kalmistir hep.
Hep bir "peeing contest" durumunda kosturur durur ortalikta. Sirkette rahat uyuyabilmek icin yaptirdigi ozel masa, sirket toplantilarindaki muhabbetleri, kendi ailesi ile iliskileri hep cok komik hatta traji-komiktir. Zaten anne ve babasini gorup de zavalli George'un neden bu durumda oldugunu anlamak guc degildir. O zaten oyle bir ailede dunyaya gelerek hayata 1-0 yenik baslamistir. Ve aksilikler de hicbir zaman pesini birakmayacaktir George Costanza'nin..







Heidi en sevdigim cizgi karakterlerden biri, hatta en sevdigim. Gulusu, cimenler de tombik bilekleriyle yalinayak kosmasi, her hali cok seker...Bi bolumunde Peter'la bi kavga edisleri vardi resmen kadin erkek bakis acisinin farkliligina dair cok guzel diyaloglar iceriyordu ki ben kopmustum izlerken.